Isı pompası ile ilgili bilimsel çalışmalar

Isı pompası yakıt fiyatlarındaki artış, diğer fosil yakıt kaynaklı ısıtma sistemlerinin çevreye olan zararı, hızla artan insan nüfusuna karşılık artan enerji tüketimi gibi nedenlerden dolayı daha çok kullanılmaya başlanan bir sistem olmuştur. Bu sistemlerde ısı kaynağı olarak toprak, su veya havadan yararlanılmaktadır. Toprağın sıcaklık değişimi yıl boyunca hava ve suya göre daha az bir farklılık gösterdiğinden dolayı kullanımı daha fazladır. Ayrıca toprak sıcaklığında yazın dış havaya göre daha soğuk kışın ise daha sıcak olması durumu söz konusudur. Toprağın bu gibi avantajları ve düşük maliyetli olmasından dolayı bu konu üzerinde çalışmalar gün geçtikçe artmaktadır.

Kullanmış olduğumuz enerji kaynakları değişen teknoloji ile paralel olarak değişmektedir. Daha önceleri tabiatta elde edilmesi kolay olan odun ve benzeri yakacaklar kullanılırken daha sonra kömür ve son zamanlarda ise petrol ve doğal gaz kullanılmaya başlanmıştır. Bugün şartlarında hemen hemen bütün enerji ihtiyacımız fosil yakıtlar ve bunun türevlerinden karşılanmaktadır. Bunun yanında kullanılan enerjinin bir kısmı güneş enerjisi, çok az kısmı da nükleer enerjiden temin edilmektedir. Fosil yakıtların yakın zaman içerisinde tükenecek olması enerjinin nasıl karşılanacağı sorusunu ortaya atmaktadır. Ayrıca fosil yakıtların tükenmesi sorunu yanında fiyatlarındaki artış yeni alternatif kaynakların bulunmasına ve elde bulunanlarında geliştirilmesi konusuna değinilmesine sebep olmaktadır.

Çevre kirliliğine neden olan bu zararlı sistemler ekolojik dengeyi de olumsuz olarak etkilemektedir. Canlı cansız varlıkların üzerinde kötü etkiler bırakmaktadır. Bunun başında fosil yakıtların kullanımı olmak üzere atmosfere verilen karbondioksit ve diğer sera gazı emülsiyonlarındaki hızlı artış sonucu kuvvetlenen ‘sera etkisi’ ve ozon tabakasının incelmesine neden olan diğer bileşikler sırasıyla: küresel ısınmayı ve yeryüzüne ulaşan ultra viyola ışınlarının artmasına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak doğaya verilen zarar canlı türlerinin yok olmasına neden olarak ekolojik dengeyi bozmaktadır.

Öte yandan enerjinin üretimi, çevrimi, iletimi ve daha önce de bahsettiğimiz gibi tükenmesinden kaynaklanan çevresel sorunlar ve çevrenin korunması konusu dünya ülkelerinin enerji politikaları ve programı içinde giderek daha ağırlıklı biçimde dikkate alınmaya başlanmıştır. Buna paralel olarak Türkiye’nin hızla büyüyen enerji ihtiyacının ucuz olarak karşılanmasının yanı sıra çevre kirliliğinin de kontrol altına alınması gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır (Niğdelioğlu, 2006).

Enerji kaynaklarının pahalılaşması, kıtlaşması; enerji, sanayi ve ulaştırma sektörlerinden doğan kirlenmeler dünyada olduğu gibi ülkemizde de çevreyi korumaya yönelik önlemlerin alınmasını gerekli kılmıştır. Enerji politikalarının esas amacı, sosyo-ekonomik gelişmeyi kuvvetlendirirken aynı zamanda çevreyi korumak ve iyileştirmek olduğundan, dünya ülkeleri enerji politikaları ve programları içinde giderek daha ağırlıklı bir şekilde göz önüne alınmaya başlanan çevre konusunda ülkemiz diğer ülkelerdekine paralel bir görüşle yaklaşmakta, çevrenin korunarak iyileştirilmesi gerekliliğine inanmakta, çevre kirliliğini ve sera gazı emisyonlarını azaltıcı çeşitli faaliyetlerde bulunmakta ve önlemler almaktadır (Niğdelioğlu, 2006)

Kullanılan bu enerji kaynaklarındaki bu tip sorunlar ve uğraşlar yeni alternatif enerji kaynaklarının arayışını ortaya çıkarmıştır. Yeni enerji kaynakları olarak güneş, rüzgâr, dalga, biomass, jeotermal enerji, toprak, kaya, yeraltı suları sayılabilir. Ülkemiz de bu yeni enerji kaynaklarından yararlanmaya gitmektedir. Bunlar arasında en sık gördüğümüz sistem güneş enerjisi sistemleri olup, jeotermal enerjide elektrik üretimi, soğutma, ısıtma ve sıcak su ihtiyacının karşılanması, seracılık v.b gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır (Güven, 2002). Bizim en çok dikkatimizi çeken sistem ise jeotermal enerjidir. Nedeni ise ülkemizin jeotermal kaynak bakımından dünya sıralamasında yedinci ülke olmasıdır.

Yeryüzünün güneş ışınlarından elde ettiği ısıdan yeniden kazanılabilen enerjiyi kullanarak, ticari binaların, çeşitli mühendislik yapılarının ısıtılması ve soğutulması ile kullanma sıcak suyu üretiminde kullanılan bir sistem olan “Toprak Kaynaklı Isı Pompası” (TKIP)’nın kullanımı gittikçe artmaktadır. Sistemin çalışma prensibi, ısının taşınması esasına dayanmaktadır. TKIP sistemleri, elektrik enerjisi ile ısıtma ve soğutma yapılmasını sağlayan sistemler olduklarından çevre dostu bir sistem olarak, özellikle ABD, Kanada, Almanya ve başta İsveç olmak üzere, İskandinav ülkelerinde uzun zamandır kullanılmaktadır. TKIP’lar, toprağın içindeki sıcaklığın kararlı değişmesi ve soğuk iklimlerde performansını yüksek seviyede tutması nedeniyle enerjinin kullanımında daha etkili sonuçlar ortaya çıkarır (Şahin vd., 2007).

Isı pompası basitçe tanımlanırsa, ısıyı bir ortamdan başka bir ortama taşıyan sistemdir. Sistem enerjisini elektrikten almaktadır. Termodinamik kanun olan ısının yoktan var edilemeyeceği,  vardan yok edilemeyeceği, ısının sadece taşınılabilir olması durumu ısı pompasının işleyiş biçimini tanımlamaktadır. Isı pompalarında ısı kaynağı olarak toprak, su veya hava kullanılmaktadır. Isı kaynağı olarak toprağın kullanılması durumunda; hem gerekli ısı ihtiyacının karşılanabilmesi için toprağın uygun değerde olması hem de ısıtma tesir katsayısının yüksek olması verimin artmasına sebep olmaktadır.

Isıtma sektöründe çoğu insan için ısı pompası terimi yenidir. Oysaki evlerimizdeki buzdolabı, klima, nem giderici ve dondurucular aynı mantığın ürünüdürler. Çalışma prensibi ısıyı taşıma mantığına uyduğundan “ısı pompası” başlığı altında toplanabilirler. Soğutma makineleri ısıtma veya ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılırlarsa ısı pompası adını alırlar. Örnek olarak evlerimizde kullanılan buzdolaplarını düşünelim. Buzdolaplarında yiyeceklerin bulunduğu iç ortam soğuktur ve arkasındaki borular oluşan ısıyı ortama bıraktıklarından sıcaktır. Hemen hemen her kişi bu olayın farkındadır ve bu ısının nereden geldiğini merak etmektedir. Örnekte de görüldüğü gibi soğutma makineleri ısıyı ve soğuğu aynı anda üretirler. Anlaşılacağı gibi ısı pompalarından bahsedildiğinde soğutma makinelerine başvuruyoruz. Öyleyse ısı pompaları uzun süredir bilinen bir kavramdır yani 90’lı yıllar için yeni bir teknoloji değildir. Isı pompası teknolojisi mantık olarak ilk kez 18.yy.’ da oluşmuştur. Isı pompasının günümüze kadar soğutmada izlediği yükselen grafikle olduğu gibi, bugünden itibaren ısıtma amaçlı kullanımda da çok büyük bir rolü olacaktır (Ünlü, 2005).

Toprak kaynaklı ısı pompası 1995’ten beri Amerika’da ve Avrupa’da %59 veya yıllık %9,7 olarak en fazla gelişim göstermiştir. Dünyadaki 26 ülkede kurulum kapasitesi 6850 MW ve yıllık enerji kullanımı ise 23214 TJ / yıl’dır. Kurulu olan sistemlerin sayısı 2000 yılı verilerine göre 500.000 dolayındadır (Lund ve Freeston, 2000; Ünlü, 2005). Bunun yanı sıra jeotermal ısı pompaları 2001-2002 yıllarında ülkemizde gündeme gelmiştir ve birçok konutta ısıtma-soğutma amaçlı olarak uygulamaya sokulmuştur. Ancak ülkemizde TKIP imalat, henüz söz konusu değildir ve yurt dışından ithal edilen paket tip TKIP’ları kullanılmaktadır.

Güneş ışınlarının yeryüzüne çarpmasıyla jeokütlede depolanan ısı enerjisini yeryüzünden yaşam alanlarına aktarmak amacıyla TKIP tasarlanmıştır. TKIP, toprağı ısı kaynağı ya da ısı kuyusu olarak kullanırlar. Toprak sıcaklığının yüzeyden derinlere doğru gittikçe kısmen sabit kalması ve ayrıca bu sıcaklığın insanın konfor şartları için gerekli olan sıcaklığa çevre sıcaklığına göre daha yakın olması, bu tip ısı pompası uygulamasını cazip hale getirmektedir. Bu sabite yakın olan sıcaklıktan dolayı, sert iklimli bölgelerde dahi toprak kaynaklı ısı pompaları ile çevrimin performansında daha yüksek değerler elde edilir. Kaynak olarak havayı kullanan ısı pompaları çok yaygın olarak kullanılmasına rağmen, özellikle soğuk ve değişken iklimli bölgelerde düşük verimde çalışmaları ve elektrik besleyicileri için arzu edilmeyen yüklemelere sebep olmaları gibi bazı dezavantajlara sahiptirler. Bu tip istenmeyen faktörler TKIP kullanılmasıyla giderilmektedir. Anlaşılacağı üzere TKIP ile hava kaynaklı ısı pompalarına göre daha yüksek performans elde edilmektedir (Ünlü, 2005).

TKIP’nın diğer ısı pompası sistemlerinden en önemli farkı, TKIP sistemlerinin, ısı taşıyıcı akışkan ile jeo kütlenin temasını sağlayarak ısı geçişine imkân sağlayan ‘Yer (toprak) Isı Değiştiricisi’ sistemi gerektirmesidir. Bu ısı değiştiricilerinin toprağa montajından dolayı oluşan yüksek kuruluş maliyeti, toprak kaynaklı ısı pompalarının bir dezavantajı olarak düşünülebilir. Ancak, bu ısı pompalarında işletme maliyeti, diğer ısı pompası tiplerine göre daha düşük düzeyde kalmaktadır. Yer ısı değiştiricileri, jeo-kütle içerisine yatay veya dikey olarak yerleştirilebilirler (Ünlü, 2005).

Toprak kaynaklı ısı pompaları alternatif sistemlere nazaran ürettiği enerjinin 1/3’i bedel karşılığı düşünülürse sadece tüketicinin değil, devletlerinde dış kaynaklı enerji alım politikalarında büyük bir avantaj sağlayacağı ispatlanmış ve bu sayede ısı pompası teknolojisi devletler tarafından teşvik ve destek görmektedir (Ünlü, 2005).

Türkiye, güneş ve rüzgâr bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Şimdiye kadar güneş enerjisi yalnızca güney yörelerimizde çok düşük verim ile su ısıtma amaçlı kullanılmıştır. Bu zenginliği boşa harcama lüksüne sahip olmayan yurdumuz için, tükenmeyen kaynaklar olan rüzgâr ve güneş, önümüzdeki yılların ana enerji ve elektrik kaynağı olmaya adaydır. Alternatif enerji kaynaklarının yaygın kullanımıyla, daha değişik bir dünya görüsü günlük yaşamımıza hakim olacaktır. Böyle bir ortamda da refah düzeyini, en fazla enerji tüketen yerine, en verimli enerji kullanan belirleyecektir. Türkiye’de de benzeri bir anlayışın hakim olması ile yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi daha da artacaktır (Ünlü, 2005).

Literatürde, TKIP Sistemleriyle ilgili olarak bir çok çalışma mevcuttur. Bu çalışmalar kronolojik olarak aşağıda açıklanmıştır.

Kersten (1949) yapmış olduğu çalışmada, toprak ısı iletim katsayısını belirlemek üzere, toprak kuru yoğunluğu ve nem miktarı değerlerine bağlı olarak deneysel denklemleri açıklamıştır (Ünlü, 2005).

Ingersoll (1954), toprak altına ısı çekmek veya atmak üzere yerleştirilmiş borulardaki ısı geçişini incelemek için Kelvin Çizgisel Kaynak Teorisinin kullanılabileceğini göstermişlerdir. Shelton (1975) Yeraltındaki bir ısı deposu ve depo etrafında bulunan topraktaki ısı aktarımını incelemiştir (Ünlü, 2005).

Givoni (1977), güneş enerjisinin yeraltında mevsimlik depolanmasının önemini ortaya koyarak 150x150m’lik bir yalıtım tabakası ile kaplanan 100×100 m2 alan ve 20 m kalınlıktaki toprağı yeraltı ısı deposu olarak incelemiştir (Ünlü, 2005).

Kunze ve Forsgren (1978), Jeotermal kaynakları sıcaklığa göre sınıflandırdığı çalışmasında 50ºC’ nin altındaki kaynakların jeotermal ısı pompası uygulamaları için 50-80ºC arası sıcaklıkların direkt kullanım için 130ºC’ nin üstündeki kaynakların ise elektrik üretimi için uygun olduğunu belirtmektedir (Ünlü, 2005).

Greistad ve Torabramians (1981), TKIP optimizasyonu isimli araştırmasında jeotermal su debisinin ekipman (evaparatör), enerji ve su maliyeti üzerinde önemli derecede etkin olduğunu belirtmektedir (Ünlü, 2005).

Washington’da 14864 m2 alana sahip Daniel Boone Lisesi; kışın ısıtma, yazın soğutma yapabilen bir TKIP sistemi ile teçhiz edilmistir (Ünlü, 2005).

Lund ve Kangas (1983), Mevsimlik ısı depolu bir güneş ısıtmalı sistemin net enerji analizini sunmuşlardır. Bu analiz Finlandiya iklim şartları için gerçekleştirilmiştir (Ünlü, 2005).

Mathen (1984) yapmış olduğu çalışmada; çalışır vaziyetteki 10 adet TKIP’nın yıllık performans seviyelerini tespit etmiş ve konvansiyonel ısıtma sistemleri ile karşılaştırma yaparak net enerji tasarrufunu tespit etmiştir (Ünlü, 2005).

Jaud (1985) yaptığı çalışmada, Jeotermal ısı pompası için farklı bir uygulama gerçekleştirmiştir. Kuyunun derinliği 1700 m, su debisi 210 m3/h ve sıcaklığı 57ºC’dir (Ünlü, 2005).

Lund ve Östman (1985) düşey borular kullanarak toprakta mevsimlik ısı depolamasının üç boyutlu bir sayısal modelini geliştirmişlerdir (Ünlü, 2005).

Hugnes ve Arkadaşları (1985) New York şehrinin dışında konutlara yönelik TKIP’larının teknik ve ekonomik potansiyelini değerlendirmek amacıyla, çok aşamalı bir demonstrasyon projesinden elde edilen sonuçları vermiştir. Bu çerçevede, ısıtma-soğutma performansı ve entegre edilen sıcak kullanma suyu 1982- 1984 yılları süresince gözlenmiştir (Ünlü, 2005).

Franck ve Berntsonn (1985) 10-40m derinliğe kadar düşey borular kullanarak, toprakta mevsimsel depolama ile güneş destekli ısı pompaları alanında İsveç’te yürütülen büyük bir araştırma programı doğrultusunda iki deneysel tesisten elde edilen bazı ana sonuçları sunmuştur (Ünlü, 2005).

Catan ve Baxter (1985) Kuzey iklim uygulamalarında TKIP’larının ekonomik açıdan optimum analizini incelemiştir (Ünlü, 2005).

Goswami ve Dhaliwal (1985) 1,83 m veya daha fazla derinlikteki yeraltı toprak sıcaklığını kullanan tekniklerin ısı aktarım analizini sunmuşlardır. Bu çalışmada geliştirilen bir bilgisayar simülasyonu yardımıyla, yeraltındaki borudan geçen havanın sıcaklığı hesaplanmıştır (Ünlü, 2005).

Lund ve Arkadaşları (1987) Taşkent’in iklim şartları için mevsimlik ısı depolamalı bir güneş ısıtma sisteminin bilgisayar simülasyonunu gerçekleştirmişlerdir (Ünlü, 2005).

Eskilson ve Hellström (1987) 25 kuyulu bir ısı deposu için bir analiz geliştirmişlerdir. Depoya birkaç gün boyunca yaklaşık olarak sabit 100 kW’lık bir ısı enerjisi ilave edilerek birbirine paralel 25 kuyuda ısı taşıyan suyun giriş ve çıkış sıcaklıkları ölçülmüştür (Ünlü, 2005).

Claesson ve Eskilson (1988) Isı kaynağı olarak toprağın kullanıldığı ısı pompalarında, ısının çekilmesi esnasında, toprak içerisine yerleştirilmiş ısı değiştiricilerinin ısıl analiz ve boyutlandırma kuralları hakkında bilgiler vermişlerdir (Ünlü, 2005).

Kavanaugh ve Pazent (1990) ısı kaynağı ve ısı kuyusu olarak nehir suyunun kullanıldığı su/hava ısı pompalarının işletilmesini inceledi. Ayrıca ısı pompasının seçimi, pompalama sistemleri, boru hattı yerleşimi ve nehir boyut/derinlik karakteristikleri ile ilgili önerilerde bulundu (Ünlü, 2005).

Martin (1990) tek borulu yatay toprak ısı değiştiricisi olan ısı pompası sisteminin tasarlanmasında kullanılan parametrelerdeki değişimin etkisini belirlemek üzere çalışmalar yapmıştır (Ünlü, 2005).

Sulatisky ve Van Der Kamp (1991) Kanada’da (Saskatchewan) konutlara yönelik olarak beş toprak kaynaklı ısı pompasını değerlendirdi (Ünlü, 2005).

Kavanaugh (1992) Güney iklimlerinde düşey toprak kaynaklı ısı pompalarının kabul edilebilirliğini ve isletme karakteristiklerini belirlemek üzere çalışmalarda bulundu (Ünlü, 2005).

Meloy (1992) Cowlitz ilçesi Adliye Sarayının indiren kuyu suyu soğutması olan kuyu kaynaklı ısı pompası sistemine dönüştürülmesi üzerine çalıştı ve dönüşüm esnasında karşılaşılan sorunları belirtti (Ünlü, 2005).

Rafferty (1992) yeraltı suyu sıcaklığı 22ºC olan 360ton (11266 KW)’ luk ve yeraltı suyu sıcaklığı 13ºC olan 156 ton (549 KW)’ luk iki farklı yeraltı su kaynaklı ısı pompası sisteminden elde edilen deneyimleri açıkladı (Ünlü, 2005).

Dvorov ve Ledentsova (1994) Rusya için jeotermal ısı kullanımının ekonomik ve teknik yönünü incelediği çalışmasında, 80ºC ve üzeri sıcaklıklardaki kaynakları kullanarak direkt ısıtma yapmak yerine düşük sıcaklıktaki kaynaklardan ısı pompası ile yararlanmanın daha ekonomik olduğunu ortaya koymuştur (Ünlü, 2005).

Bloomquist ve Schuster (1994) Amerika’da jeotermal kaynak kullanımının tarihsel gelişimini incelediği çalışmasında; jeotermal ısı pompası uygulamalarının gerek günümüzdeki ve gerekse gelecekteki önemini ortaya koymuştur (Ünlü, 2005).

Sullivan (1994) yayınladığı makalesinde ilk kez 1940’lı yıllarda ortaya çıkan jeotermal ısı pompalarının bugün Amerika’da yılda 35000 adet üniteye ulaştığını yazmaktadır (Ünlü, 2005).

Healy ve Ugursal (1997) bir bilgisayar modeli kullanarak, değişik sistem parametrelerinin TKIP’ larının performansına olan etkisinin belirlenmesi üzerine çalıştı. Ayrıca alışılagelmiş ısıtma/soğutma sistemleri ve hava kaynaklı ısı pompasının kullanıldığı yerde bir TKIP’ nın kullanılmasının fizibilitesini değerlendirmek için ekonomik analiz yaptı (Ünlü, 2005).

Spikler (1998) düşey toprak kaynaklı ısı değiştiricilerinde (dört farklı delik çapı yerleşiminde) kullanılan farklı dolgu malzemesinin etkisi ve ısıl iletkenlik testini kullanarak, düşey toprak ısı değiştiricisinin tasarımı üzerine çalıştı (Ünlü, 2005).

Den Braven (1998) Amerika’da TKIP’ nın toprak ısı değiştiricisinde kullanılan antifrizlerin kullanılabilirliğini inceleyerek liste halinde verdi. Amerika’daki eyaletlerin hemen yarısında TKIP’ ları için antifriz malzemeleri içine alan herhangi bir kural veya öneri olmadığını belirtti (Ünlü, 2005).

Phetteplace ve Sullivan (1998) Toprak Isı değiştiricisi ve soğutma kulesinin ikisinin kullanıldığı (böylece gerekli olan toprak ısı değiştiricisinin miktarının azaltıldığı) hibrit bir ısı pompasının performansını inceledi (Ünlü, 2005).

Fleming (1998) 1987’nin sonbaharında, Shangai’deki (Çin) bir ticari ofis binası (net iklimlendirme yüzey alanı 3600 m2, yapının ısıtma yükü 65,7 ton ve soğutma yükü 128,6 ton) için tasarlanan ve işletilen 130 ton’luk jeotermal ısı pompası sisteminin tasarımı ve işletilmesi üzerine çalıştı (Ünlü, 2005).

Yurt dışında yürütülen çalışmalara paralel olarak ülkemizde de bazı çalışmalar yapılmaktadır.

Koyun ve Diz (2000) yapmış olduğu çalışmada, zamana ve derinliğe bağlı olarak değişimini incelemişlerdir. Toprağın fiziksel özelliklerine bağlı olarak değişik derinliklerdeki toprak sıcaklığının yıl içinde aldığı değerler matematiksel ifadeler vasıtasıyla elde edilmistir (Ünlü, 2005).

Işık ve Arkadaşları (2000) Yapmış oldukları çalışmada; su-su ve hava-su kaynaklı ısı pompalarının eş zamanlı olarak ısıtma ve soğutma şartlarında alışmasındaki performansları deneysel olarak araştırılmışlardır. (Ünlü, 2005).

Kıncay ve Temir (2002) çalışmalarında, İstanbul Hadımköy’deki bir villanın ısı kaybı ve ısı kazancı değerleri bulunarak dikey tip toprak kaynaklı ısı pompası ile hem ısıtma hem de soğutma için boyutlandırma hesapları yapılmıştır (Ünlü, 2005).

Esen ve Arkadaşlarının çalışmasında (2004), yatay tip toprak ısı değiştiricisi şeklindeki TKIP sisteminde serpantinleri 2m derinliğinde toprağa gömülmüştür. Toprak ısı değiştiricisi boruları arasındaki mesafe 0,3m olup 3×5=15 m2 alandaki bölgeye toplam 50 m boru serilmiştir (Ünlü, 2005).

Kaygusuz vd. (1992) tarafından, Karadeniz bölgesine evsel ısıtma için enerji depolama ile güneş destekli ısı pompasının yeterliliği üzerine bir çalışma yapılmıştır (Güven, 2002).

Anadolu üniversitesinden Taner (1986 ), ODTÜ’den Kılkış (1981) tarafından toprak kaynaklı ısı pompaları hakkında makaleler hazırlanmıştır (Güven, 2002).

Hepbaşlı (1985), ‘ısı pompası sistemleri ve konut ısıtılması’ isimli yüksek lisans çalışmasında ısı kaynağı olarak topraktan yararlanarak, toprak-su ısı pompası ile konut ısıtılması üzerine çalışmıştır (Güven, 2002).

Ataman 1991 yılında yüksek lisans tezi olarak bu konuyu incelemiştir. Çalışmada, Göztepe’de inşa edilen bir konutun toprak kaynaklı ısı pompası ile ısıtılması ele alınmıştır (Güven, 2002).

ODTÜ’den Oksay ve Babür, 1985 yılında, ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümü laboratuarlarındaki cihazları kullanarak toprak hava arasında çalışan bir ısı pompası tasarımı ve yapımı gerçekleştirmişlerdir. İki devreden oluşan ısı pompası ile deneysel olarak toprak kaynaklı ısı pompası performansı incelenmiştir (Güven, 2002).

2000 yılında, Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsünde 65m2’lik bir dersliğin, toprak kaynaklı ısı pompası ile ısıtılması ve soğutulması için bir deney düzeneği kurulmuştur. Çalışmalar devam etmektedir (Güven, 2002).

Toprak kaynaklı ısı pompaları ülkemiz sınırları içerisinde henüz üretim aşamasına geçmediği için dışarıdan paket tip olarak temin edilmektedir, bu da yatırım maliyetinin artmasına neden olmaktadır.

Kaynak: www.yok.gov.tr – enerji.gov.tr – energy.gov/energysaver/heat-pump-systems

ısı pompası
ısı pompası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir